Şubat 10, 2009 - GEL...
Amana düşmüşüm yardım dilerim senden,
Çare yok bana, senden başka birinden, Derdimin dermanı sende ey sevgili! Ecelim olmadan gel, sinene sar beni.
Bilirim, senden isteğim pek bir arzuman,
Neyleyim, bu gönül olmuş bağrı veran, Gün gelir döner elbet çarh-ı zaman, Seversen sen de, anlarsın beni o zaman!
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Şubat 9, 2009 - DİNLE KAPTAN...
Hüsran doluyum Kaptan! Dert çok, derman az. Huzursuzum her an. Usandım artık, Mutluluk oyunu oynamaktan. Bak ne diyor şair : “Aşka yenik düştüm, Ayıplandım senin uğruna” ………… Aşka yenik düşürdüler, Sevdiklerim birer birer. Hep terk edip gittiler… Çok sevmek suç mu? Söylesene bana Kaptan! Çok canım acıyor. Hani sen derdin ya: “Etimi geçtim, Kemiklerim sızım sızım” diye, Öyle bir şey işte...
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Eylül 12, 2008 - GECENİN 03:30'UNDA BİR YURT ODASINDA KÂĞIDA DÖKÜLEN SATIRLAR
Kayıt olurken ne umutlarla başladığım bu okulun ömrümden ömür alacağını tahmin edememiştim hiç... çıktığım bu yolda edineceğim yeni arkadaşlıklar, seveceğim ve belki de nefret edeceğim yeni insanlar, öğreneceğim yeni paylaşımlar; bilgiler, vesaireler... hepsi, hayatımda hiç karalanmamış, bembeyaz bir sayfanın açılması demekti benim için. Ama insanın düşüncelerinde "ne oldum dememeli, ne olacağım demeli" sözü daha bir anlamlanıyormuş her öğretim görevlisinin kendi adaletini uyguladığı bu okulda; "Türkiye'de torpilsiz iş olmaz" sözü daha bir anlam kazanıyormuş burada. Ne kadar çalışsa da, emeğinin karşılığını alamamak çok koyuyormuş insana. 3-5 kuruş için farkına vararak ya da varamadan öğrencilerinin gelecekleriyle oynayan, kendilerini çok bilgili sanıp aslında hiçbir şey bilmediğinin farkına varamayan; bilmişlik taslayan öğretim görevlilerine yanıyormuş insan. İlkokul mu burası? Yada, pardon, anaokulu mu? Okulun ilk gününde otoritelerini kurmak istercesine, "evladım, saçını dikme, sakalını uzatma! Kızım, saçlarını topla! Ne bu ya? Ana mı bunlar, yoksa baba mı? Yada bilgisizliklerini bu tür bahanelerle örtbas etmeye mi çalışıyorlar? Hani üniversite özgürlüklerin yeriydi. Yoksa, özgürlük kavramını düşüncelerinde küçücük kalıplara sığdıran insanlar topluluğu mu bunlar? "Saç, sakalla özgürlüğün ne ilgisi var?" diye geçirmeyin sakın aklınızdan. Doğrudan ilgisi olmayabilir, ama dolaylı yollardan etkiler. Bir kere beyinlerimizde özgürlük kavramını dar çerçevelerde düşünme zorunluluğu yaratmak istiyorlar. Sonra nasılsa öğrenci av olur! Sonrasında tav olur; istenilen kıvama varır. Hangi okul kurallarında, "öğretim görevlisinin, ders saatinden önce derse gelip de ders saatinde öğrenciyi derse almama hakkı vardır." ibaresi bulunuyor? O zaman? O zaman ters giden bir şeyler olmalı. Dediğim gibi; herkes kendi adaletinde…
|
|
Yorum (10) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Eylül 6, 2008 - BİR DÖNEM DAHA BİTTİ...
son demlere gelindi yine..
dağılıyoruz her birimiz bir köşeye. zaman her zamanki gibi firari, ne kadar istesek de dönmeyecek geriye. ne hayaller kurduk o yerlerde, ne destekler verdik birbirimize, cesaretsiz kaldığımız vakitlerde, cesaret olduk birbirimizin yüreklerinde. biz birlikteyken mutluyduk, gelecekten yana hep umutluyduk, duramazdı kimse karşımızda, aşardık tüm engelleri omuz omuza. açılamaz denilen kapıları açtık, en zor olanı, hep birlikte başardık, dostluk denen derin maneviyatı, biz, en diplerinde yaşadık. ve neden sonra… her şeyin hatırı kalacak üzerimizde. yurdun her bir köşesinde, birbirimizi düşüneceğiz belki de. eski günleri yâd edip, tebessüm edeceğiz geçmişe..
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Temmuz 27, 2008 - YILLAR SONRA...
önce karşımdaydın, sonra yanıbaşımda ve sonra ardımda...
uzun uzun baktın önce, ben seni hâlâ unutamadım dercesine...
yıllar oldu, sen benden, ben senden kopalı. gördümki yüreğine ağır gelmiş, hasretin o çekilmez sancısı...
dile getiremediklerini, gözlerinden yüreğime aktarmak istiyordun adeta. göz göze geldiğimiz o anlık zamanda.
ben de seni unutmadım, unutamadım aslında! senin haberin yoktu ama, ağlıyordum senin uzağında. gözlerimden akan her damla sana...
|
|
Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Nisan 29, 2008 - GİDİŞİN ÜZERİNE...
Etten duvar örmüşler sanki önüme. Dokunmam imkansız olsun diye tenine… Yalnız hayalin benimle, yasaklı tenin tenime! Başka bir şehirde, bildiğim bir yerde… İsmin, cismin; herbir şeyin beynimde. Bir tek ellerin yok ellerimde! …………… Öyle bir yerdesin ki şimdilerde. Bu defa başka bir ülkede… Tam buldum derken, Elimi uzatıp dokunacakken, Akdeniz kadar öteye gittin benden!
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Mart 13, 2008 - TÖRE...
Ne güzeller ve yiğitler birbirlerini çok sevdiler. Nice hayaller kurup ne düşler gördüler. Sonra, kendilerini adaletin yargıcı sanan “ağa”lar tarafından konan ve bu kan kusturan kanunların gölgesinde yetiştirilen yakınları tarafından katledilip bu dünyadan göç ettiler. Ve, bu cinayetin adına “töre” dediler. Sonrasında adaletin yerini bulduğuna inandırılan bu kişiler, bu kanunları koyan insanlar tarafından ödüllendirildiler. Peki, ya Yaradan’ın adaletine ne oldu? Hani inananlara göre, bir cana kıymak günahların en büyüğüydü... Sevmenin günah olduğunu düşünen insanlar! Sevmek günah da, cana kıymak mı sevap? Ne sevenler gitti bu uğurda, körpecik çocuklar, “töre” bunu istiyor diye kalem tutması gereken o küçük ellerini silahla tanıştırdılar. Sevap işlediğini sanan, Yaradan’ın adaletine karşı gelen insanlar! Onun katında sonsuza kadar günâhkârsınız!
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Mart 5, 2008 - YAKACAĞIM AŞKIN ATEŞİNİ... :)
denizler misali yüreğim; hırçın ve deli... aşmak istiyor bu gece kendini! bilinmeyen diyarlara göç edip, yakmak istiyor aşkın ateşini.
bırakmalıyım kendimi, hiç tereddüt etmeden. ne dünü ne de bugünü, hiçbir şeyi düşünmeden.
bir yanım yarım aşktan uzakken. başka bir nefes, başka bir ten. yeni kollara sarılmalıyım ben. yüreğim bin parçaya bölünmeden.
|
|
Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Şubat 22, 2008 - SADECE GİTMEK İSTİYORUM...
ve sonunda bir yerden patlak verdi işte. ruhumun çaresizliğine bedenim de ortak oldu. yılların birikimiydi aslında bu. dışarı atmayı isteyip de atamadıklarım, dağ delen bir volkan kızgınlığında taştı bugün. ve yolum mecburi istanbul bugün. annemin kucağı, babamın ocağı... her şeyi bırakmak istiyormuş insan böyle durumlarda. öğrendim ben de. şimdi her şeyi bırakıp geride, gidiyorum şehrime kısa süreliğine. annemin dizlerinde göz yaşlarımı, bu sefer olabildiğince gizlememeye...
|
|
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Şubat 20, 2008 - "KAR"IM SENİN OLMALI GÜNEŞİN BENİM
Yazmalı mıyım, yazmamalı mıyım? diye düşünürken; "beni en mutlu eden şey yazmaksa, yazmalıyım" dedim kendi kendime. Ve aldım kalemi bir kez daha elime...
…………………
Dışarıda inadına soğuk var. Ben güneş diledikçe, inadına kar birikiyor gökyüzünde! Ve inadına dokunuyor tenime. Aheste…
Hasretiz; sen güneşin merkezinde “kar”a, ben “kar”ın merkezinde güneşin tayfına…
Her şeyimiz aynı; mevsimlerimizin dışında… Erkan Oğur’un dediği gibi; içerim yanıyor, dışarım serin… sen güneşin merkezinde tenini ısıtıyorsun. Ben? Beni hiç mi düşünmüyorsun?
“Kar”a olan nefretim, güneşe olan sevgim… ne “kar”a geliyorsun, ne güneşi getiriyorsun. Beni kahrediyorsun!
Bu yüzdendir “kar”ımı sevemeyişim; “kar”a hasret oluşundandır. Ve bu yüzdendir güneşini sevişim; senden umudumu kesmemiş olmamdandır!
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
neyim ben? bir hiç! hiçliğin zirvesinde bir aşık...
bedene değil, ruha aşığım ben. seviyorsam eğer, gözlerim anlatır. sevmiyorsam, işte o zaman dudaklarım konuşur...
kalemim dilim, gözlerimse sözlerim. yaşarım ve yazarım; iyi-kötü ayırt etmeden. nasılsa hepsi benden, benim gönlümden...
önyargısız bir hayat istedim hep ve hâlâ da istiyorum. ne, nedir diye düşünmeden yapılan yargısız infazları sindiremedim bir türlü...
kırıcı olmadım hiçbir zaman. karşımdaki kişi benmişim gibi davrandım her
Kategoriler
Arkadaşlarım
Blogcu Yardım uzakdost denizyildizi35 ayazdaikiyurek sessizcigliklarim sinsisinsi sensizliginresmi askdefterim7 belirsiziz
|